kayıt

dinin elden gitmesi vs laikliğin elden gitmesi

  1. 1
    zaman zaman karşılaştığımız iki yaygara koparma cümlesinin karşılaştırılmasıdır.

    taraflı bir yazı olacak, baştan belirteyim. bir de "laiklik elden gidiyor" yaygarasının da bu güne kadar çok sefer lüzumsuz yere kopartıldığını da baştan teslim edelim.

    dinin tanımı ile başlayalım: tdk'ye göre "tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet". oxford ingilizce sözlüğe göre "insanüstü bir güce, özellikle kişisel bir tanrıya/tanrılara inanç ve tapınma". başka yerlerde de aşağı yukarı benzer tanımlar bulunabilir. özetle din, inanç ve ibadet ile ilgi bir nesnedir.

    laiklik için ise çok çeşitli tanımlar yapılmakta, her birisi bir parça eksik kalmaktadır. genellikle "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak tanımlanır. bu tanım ile kapalı olarak anlatılmak istenen;
    1. laiklik ilkesi gereği devlet bireylerin inaçlarına ve bu inanca dair pratiklerine karışamaz (ta ki belli bir inancın herhangi bir pratiği, kanunlara göre suç öğesi barındırsın).
    2. laik bir düzende devlet her türlü inanca esit mesafede durur.
    3. devlet yönetiminde herhangi bir dine ait referans ile icraat yapılmaz -kanun çıkarmak, herhangi bir dini dikte etmek, bir inanç grubuna imtiyaz tanımak veya haklarını kısıtlamak vs.

    laikliğin yukarıda sayılan ilkeleri ışığında, biz de kendimizce bir tanım yapalım ve diyelim ki: laiklik, devletin dinlerle olan ilişkisini düzenleyen ve kendisini dinlerden bağımsız kılan prensipler bütünüdür.

    laiklik ilkesi tanımı icabı -hangi tanım kabul edilir ise edilsin- herhangi bir inanç sistemine karşı değildir. dahası, laik olma iddiasındaki bir devlet için herhangi bir bireyin veya cemaatin inançları ilgi alanı dışındadır. insanlar isterlerse maymunu tanrıları olarak benimserler, isterlerse gözle görünmez bir yaratıcıya iman ederler veya hiçbir dini inanç benimsemezler. devlet bunlardan hiçbirisi ile ilgilenmez, kimin neye inandığını merak bile etmez. bu sayede devlet vatandaşlarına, onların inançlarından bağımsız şekilde muamele eder. kamuya görevli alınırken belli inanç gruplarına pozitif veya negatif ayrımcılık yapılmaz, belli inançlara sahip insanlar yargılama önünde dinlerine göre fazladan/eksik ceza almazlar vs. devletin inanç pratiklerine karşı bakışı da inancın kendisine bakışı ile aynı özelliklere sahiptir; ancak tek bir farkla: herhangi bir inanç pratiği pozitif hukuk ilkelerine göre suç unsuru oluşturuyor ise; bu o inancı benimseyenler için de yasaktır (din, devlet işlerinde referans kabul edilemez). bu şekilde laiklik, devletin adil olma ilkesine tamamlayıcı bir rol üstlenir.

    şu halde laiklik, bir bireyin ve/veya cemaatin bir dine inanmasına ve dinini yaşamasına engel teşkil etmez. aslında din zaten kolay kolay engellenebilecek bir şey de değildir. ne tarz baskı yapılır ise yapılsın, bir kişinin kalbinden geçenler değiştirilemez. dinin pratiklerini yerine getirmeyi tamamen kısıtlamak da o kadar kolay değildir, meğer ki her hareketiniz tam zamanlı olarak izleniyor olsun. tabii pozitif hukuka göre suç unsuru oluşturmayan eylemleri kısıtlamanın insanlara zulmetmek olacağını bu noktada eklememiz gerekiyor. yine de başa gelen şey zulme uğramış olmaktır, zorla dinden çıkarılmış olmak değildir. herhangi bir şart altında "din elden gitmez."

    buna karşın laiklik, gayet de elden gidebilecek narinliktedir. belirli bir dini benimseyenlere yönelik imtiyazlar tanınıyor ise laiklik elden gitmiştir. bazı inanç gruplarının suç unsuru taşımayan ibadetleri kısıtlanmaya çalışılıyor ise laiklik elden gitmiştir. bazı dini azınlıklara mensup insanlar öldürüldüğünde devlet katillerini yakalamakta daha yavaş davranıyor ise laiklik elden gitmiştir. tahmin edebileceğiniz gibi örnekleri daha da çoğaltabiliriz, ama kimsenin okumak istemeyeceği kadar uzatmayalım yazıyı, değil mi sevgili okur-yazar sözlüktaşlar.

    son not: din ve laiklik konularını tamamen konsept olarak ele aldım. türkiye'de sözde laiklik adına yapılmış saçmalıklar, laiklik ilkesine atfettiğim faydalara karşı antitez olarak öne sürülemez. yani illa istenirse sürülür tabii, saçmalama hakkı diye de bir şey var sonuçta.
    #96015 Sweeny Todd | 10 yıl önce
     
  2. 2
    temelinde insanlığın elden gitmesi olan karşılaştırmadır.
    #96016 dadada | 10 yıl önce
     
  3. 3
    (bkz: durumumuz yoktu kardeş okuyamadım)

    (bkz: ekşi'ye bir adım daha yaklaşmak)
    #96019 hüseyin gözleme | 10 yıl önce
     
  4. 4
    Laikliğin elden gitmesi'nin almasını dilediğim versus. Gitse de kurtulsak.

    not : şeriatçıyım
    #96036 birgaripmakinaci | 10 yıl önce